MARKA TESCİL BAŞVURULARINDA MAL VE HİZMET SINIFLANDIRMASINA İLİŞKİN 2026/2 SAYILI TEBLİĞİN HUKUKİ ANALİZİ
- Abdurrahman AKŞİT
- 2 Mar
- 3 dakikada okunur
(2024 Düzenlemesi ile Karşılaştırmalı Değerlendirme ve Uygulama Sonuçları)
I. Giriş
26 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ (TÜRKPATENT: 2026/2)” ile marka başvurularında esas alınan mal ve hizmet sınıflandırma sistemi güncellenmiştir.1
Söz konusu Tebliğ, yalnızca teknik bir liste revizyonu niteliğinde olmayıp; uygulama pratiğini, sınıf yorumunu ve itiraz süreçlerini etkileyen düzenlemeler içermektedir. Özellikle 2024 tarihli düzenleme ile karşılaştırıldığında, yorum alanının genişletildiği ve belirli sınıflarda uygulamanın netleştirildiği görülmektedir.
II. Hukuki Dayanak ve Normatif Çerçeve
Yeni Tebliğ;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)2,
Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Nis Anlaşması3,
Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamaları
çerçevesinde hazırlanmıştır.
Tebliğ, mal ve hizmet listesini belirlemekle birlikte, sınıflandırmanın uygulamadaki yorum esaslarını da düzenlemektedir. Bu yönüyle yalnızca idari değil, maddi hukuk bakımından da sonuç doğurabilecek bir düzenleme niteliğindedir.
III. 35. Sınıfta Perakende Hizmetlerine İlişkin Netleştirme
2026/2 sayılı Tebliğ ile 35. sınıfta yer alan “malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ibaresi bakımından önemli bir açıklık getirilmiştir.
Buna göre, ilgili ifadede yıldızlı alana mutlaka mal veya mal grubu yazılması gerekmektedir; hizmet yazılması mümkün değildir.4
1. 2024 Düzenlemesi ile Fark
2024 tarihli listede uygulamada belirsizlik yaratan soyut perakende ifadeleri daha sık kullanılmakta idi. Yeni Tebliğ ile bu belirsizlik giderilmiş, mal belirtme zorunluluğu açıkça düzenlenmiştir.
2. Hukuki Sonuç
Bu düzenleme;
Soyut “e-ticaret hizmetleri” ibarelerinin tek başına yeterli olmayacağını,
Başvuruların daha teknik hazırlanması gerektiğini,
Red veya düzeltme taleplerinin artabileceğini
göstermektedir.
Ayrıca ileride ortaya çıkabilecek bir itiraz veya hükümsüzlük davasında, başvuru kapsamının dar yorumlanması ihtimali güçlenmiştir.
IV. “Aynı Tür Mal/Hizmet” Kavramının Yorum Alanı
Tebliğ, aynı tür mal veya hizmet tespitinde EK-1 listesinde yer alan grupların esas alınacağını düzenlemekle birlikte, Kuruma inceleme ve itiraz aşamasında bu kapsamı daha dar veya daha geniş değerlendirme yetkisi tanımaktadır.5
1. SMK m.5/1-ç Bağlamı
SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca, önceki marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer markaların tescili engellenebilir.6 Bu değerlendirmede mal ve hizmetlerin benzerliği belirleyici unsurdur.
Yeni Tebliğ ile Kuruma tanınan yorum alanı, sınıf içi alt grupların değerlendirilmesinde daha esnek bir yaklaşımın benimsenebileceğini göstermektedir.
2. Uygulamadaki Etki
Bu düzenleme;
İtiraz süreçlerinde,
Hükümsüzlük davalarında,
Kullanım ispatı yükümlülüğünde
sınıflandırmanın daha belirleyici hale geleceğini göstermektedir.
Dolayısıyla sınıflandırma, artık yalnızca teknik bir liste seçimi değil; marka koruma stratejisinin temel unsurlarından biridir.
V. Dijital Ekonomi ve Yeni Teknolojik Alanların Açık Sınıflandırılması
2026/2 sayılı Tebliğ ile özellikle şu alanlarda netleştirme yapılmıştır:
Kripto para yazılımları
NFT (Non-Fungible Token)
Yapay zekâ robotları
Elektrikli araç şarj hizmetleri
Bu düzenleme, dijital ekonominin gelişimi karşısında sınıflandırma sisteminin güncellendiğini göstermektedir.
Stratejik Sonuç
Teknoloji şirketleri ve start-up’lar bakımından:
Mevcut marka portföylerinin gözden geçirilmesi,
Sınıf kapsamlarının yeni düzenleme ışığında değerlendirilmesi,
Genişletme başvurularının planlanması
gerekebilir.
VI. Geçiş Hükmü ve Eski Liste Kullanımının Riskleri
Tebliğ, eski liste ile birlikte yapılan başvurularda yeni listenin esas alınacağını açıkça düzenlemektedir.7
Bu durum;
Eski şablon başvuru metinlerinin kullanılmasının riskli olduğunu,
Güncel mevzuata uyumsuz başvuruların revizyona konu olabileceğini
ortaya koymaktadır.
ULAK PATENT
Hukuki Değerlendirme Notu
2026/2 sayılı Tebliğ, uygulamada sınıflandırmanın önemini artırmıştır.
sınıfta mal belirtme zorunluluğu, başvuruların teknik doğruluğunu kritik hale getirmiştir.
“Aynı tür mal/hizmet” yorum alanının genişlemesi, itiraz ve hükümsüzlük süreçlerinde stratejik planlamayı zorunlu kılmaktadır.
Dijital alanların açık sınıflandırılması, teknoloji şirketleri için yeni başvuru stratejileri gerektirebilir.
Genel Sonuç
Marka sınıflandırması artık yalnızca idari bir form doldurma işlemi değildir.Yanlış veya eksik sınıflandırma;
Koruma kapsamının daralmasına,
İtiraz hakkının zayıflamasına,
Hükümsüzlük riskinin artmasına
neden olabilir.
Bu nedenle marka başvurularında sınıflandırma seçimi, teknik ve hukuki analiz çerçevesinde yapılmalıdır.
Yorumlar